“Biz”e
katkıda bulunmak için “Biz’in içindeki Ben’i iyi tanımalıyız”
Zamanı iyi kullanabilmeyi, faydayı çoğaltmayı, enerjik kalmayı,
sonuçlarımızın yetersizliğini farkettiğimizde daha çok istiyoruz,
ne dersiniz?
Hayatımızın cüzleri olan “anlar”ı, dolu dolu yaşamak için öncelikle
yaptığımız işi sevmemiz gerekiyor. Vizyon sahibi
olmakta önemli, yarınlara ait hayallerimizi zihnen görmek,
duymak ve hissetmemiz şuuraltımızdaki hedeflerin hazırlık
çalışmalarına yardımcı olur.
Ardarda eklenen sorumluluklar ve yapılması gereken işlerin koşuşturmaları,
sınırlı zaman içinde onca uğraştan sonra, farkedilir bir rahatlığı,
bolluğu ruhen istiyoruz, kısmî rahatlık bir süre sonra yeni açılımlar
yeni uğraşları beraberinde getiriyor . Bu nedenle, yeni hedeflere
duyarlılık arayışı içindeyken, “Rahat zahmetin içindedir” sözünün
ilhamı ile faal durumumuzu canlı tutmak kaçınılmazdır. Problemler
gelişimin öncüsüdür. Zorluklarla yüz yüze gelmek bizi daha yetenekli,
daha becerikli kılar. Kelebek,ilk kanat çırpmasından sonra asla
bir daha tırtıl olmaz.
Her yeni yönelişte, her yeni durumda tünelin sonundaki ışığı
görmemizi sağlayan;
“Ne istiyorum” un cevabıdır.
Hedeflerimizin belirgin, ölçülebilir olduğunu en başında kontrol
etmek istenen sonuç için elzemdir.
Çoğu kez beklentilerimizin pek azını elde etmemizin sebeplerinden
biri de, temel hedeflerimizin çok küçük ve belirsiz olmasından
kaynaklanır. Çok küçük ve belirsiz hedeflerin hiç bir gücü olmaz.
Bir günde ne kadar çok şey yapmayı aklımızdan geçiriyor, birçok
şey arzu ediyoruz. Sonuçta kararlarımız ile güçlendirdiğimiz
isteklerimizi yapabildiğimizi farketmişsinizdir.
Emellerimiz hayal gücümüzü şevklendirmeli, bizleri harekete
geçirmeli, aksi takdirde temel hedefimize ulaşmamız imkansızdır.
İstenen sonuç için şevkimizi arttırmanın yolu; belirli ve güçlü bir hedef tespit
etmektir. Güçlü hedefler; sabahları bizi o yataktan kaldırır.
Ulaşmayı murad ettiğimiz sonuçları tadabiliyor, dokunabiliyor,
işitebiliyor, koklayabiliyor- sak, zihnimizde onu açık ve net
bir biçimde resimleştirmişizdir. Onu yazıya dökmüşüzdür. Hedefimizi
her yazıya geçirişte, amacınız biraz daha durulaşır, berraklaşır.
Aksi takdirde amaca yönelik inançlarımızı, değerlerimizi ve
kriterlerimizi tekrar gözden geçirmek zorunda kalırız.
Zaman içinde değişken durumlardan etkilenen ruh, zihin ve beden
bütünlüğü için kendimiz ile bir süre baş başa kalmak için zaman
ayırmayı önemsemeliyiz. Çoğumuz sessizlikten ve sessiz kalmaktan
rahatsızlık duyabiliyor, kısa bir zaman için bile olsa yalnız
veya sessiz ortamda kaldığımız takdirde can sıkıntısından şikayetçi
oluyoruz. Oysa insan, kendiyle baş başa olamadığında, kendiyle
olan münasebetlerini düzenlemekte zorlanır.
İçinde yaşadığı ânın ve o ânın barındırdığı tüm fırsatların
değerini bilip dinlenmeyi, dikkat etmeyi ve dikkatini bir noktada
yoğunlaştırmayı öğrenmiş olan insanların yapabilecekleri şeyler
göz kamaştırır. Ânın değerini bulup çıkarmasını bilenler için,
eşsiz mükafatlar ve fırsatlar vardır. Kendi kendimizi motive
etmemiz, bu güne yüklediğimiz önem ve anlamdan kaynaklanır.
İşin “nasıl?” kısmına gelince; stratejik plânlara ihtiyacımız
olacak. Strateji bir şeyin nasıl yapıldığı veya nasıl yapılması
gerektiği yönünde geliştirilmiş yaklaşımlardır. Strateji, bir
sonucun en kısa, en etkin, en az maliyetle, en yüksek verimle
nasıl gerçekleştirilebileceğini gösterir.
Plân “ne yapılacağını” nı bulmaya
çalışırken, strateji “nasıl yapılacağı” nın cevaplarını
arar. Alışveriş için ihtiyaç belirlemek “Plân”dır. Bu ihtiyaçlarınızı
en ucuz, en yakın, en kısa zamanda, nereden alabileceğinizi ise“strateji” belirler.
Yaptığınız her plâna strateji geliştirmek kişiye zahmetli gelebilir;
ancak sonucun ne kadar etkili olacağını doğru stratejiler belirleyip
istikrarlı ilerlemeye bağlıdır. İyi plânların gerçekleşmemesinin
en önemli neden; kötü stratejidir.
Alışkanlıklarımız, güvenle sığındığımız evlerimiz gibidir. Yaşadığımız rahatlık ve atalet onları
sorgulayıp değiştirmemize engel olur. Evimizi, iş yerimizi değiştirirken
yaşacağımız tedirginlik (daha iyi bir ev, daha güçlü işyeri,
daha iyi bir gelir seviyesi) bu alışkanlığın gücünden kaynaklanır.
“Ev –yuva-gibisi yoktur.” dense de; Sosyal ve Siyasi başarılar
hep gurbette başarılmıştır. Öğrenilmiş atalet ve eylemsizlik
halini değiştirmek için ihtiyaçlarımızı karşılayacak ve bir başka
yönden zararı dokunmayacak yeni bir alışkanlık geliştirme stratejileri
üzerinde durulmalıdır.
Berrak düşünmek, hatırlamak, plân yapmak, strateji geliştirmek,
problem çözmek, sistematikleştirmek, kendini anlamak, kendini
değerlendirmek ve uçan hayallere sağlam zemin bulmak için en
iyi yöntem; yazarak çalışmaktır.
Kurumlaşma bilinci geliştirilirken, ISO vs. standart çalışmalarının
temel bir prensibi vardır; “Ölçülebilir değerler ile çalışmak.”
, bu çalışmaların güçlendirdiği inanç ise şu cümle ile ifade
edilmiştir “Ölçülmeyen kıymet uzamaz”.
İçinde bulunduğunuz durumu tekrar gözden geçirmeli, Plân ve
yöntemlerimizin sonuçta bizde neleri değiştirmesi gerektirdiğini
tespit etmeliyiz ki, geriye doğru tükettiğimiz zamana baktığımızda
aldığımız kuvvet, yeni hedeflerimiz için kaynağımız
olsun.
“Biz” e katkıda bulunmak için “Biz’in içindeki ben’i iyi tanımalıyız”
Dün geçti, yarın henüz gelmedi, Biz’in içindeki ben’i gözden
geçirip kaleme alın. Bakın neleri farkedeceksiniz.
Değişim Rehberi/ H.Gökhan Karaçivi
|